CmYlmz: Sen Nasıl Bir Kralsın!

0
45

Cem Yılmaz sen nasıl bir kralsın. Tek taşla 5 kuş bir den vurdun.

Sigara, Rakı, Yaşam Tarzı, erotizm (çıplaklık), Netflix, Zeki Müren…

Bir de okkalı bir küfür tam gidermiş de, o kadar da değil! Belki bir dahakine…

Muhafazakâr bir zihnin kabul etmeyeceği ne varsa 26 saniye içinde görebiliyorsunuz. Eleştirinin odağında olan kuruma ise, anayasaya rağmen, (iyi kötü sansürü yasaklıyor) denetim kelimesini bir şekilde otoriteye sinyal yakmak için suiistimal edeceği öngörüldüğünden, “ben nasıl yaşıyorsam öyle yaşayacaksın” şeklindeki yaşam tarzını, bir nevi ahlak zabıtalığı vazifesi üstlenileceği mutlak kabulüyle hareket de edeceği bilindiğinden, basit bir yönetmelikle işlerini çok kolay görmüş oluyorlar.

Bununla beraber Cem Yılmaz’ın bu protestosu ile şu sonucu da görmüş olduk ki; çocuklar görmesin, gençler o tarafa bu tarafa kaymasın gibi “ahlak” gerekçeli yasaklama sevdalılarının, benzer içeriklerin izlenmesini ne kadar istemiyor görünüyorlarsa o kadar çok izleniyor olduğu gerçeği bariz ortataya çıkmış oldu. Merak! Hepimizde olan doğal duygu.  Yasaklarsan daha çok merak edilir. Her konuda bu böyle. Din, seks, özgürlük… Yasaklarsan, patlar.

Matbaanın 250 yıl önce Hristiyanlara yaptığını, internet kaçınılmaz olarak bugün Müslümanlara da yapacak / yapıyor. Bilgiye erişmek artık çok kolay. Yasaklamak ise gitgide zorlaşıyor. Ateizmin ve deizmin artmasını da bu bilgiye erişimin kolay olmasına bağlamak saçma olmaz. Kur’an okuyanların sayısı git gide artıyor, ancak tam tersi olması gerekirken dinden uzaklaşanların sayısı da aynı oranda ters korelasyonla artıyor. Okuyanlar için değil belki ama, kulağa tuhaf geliyor.

Netflix abone sayısı Türkiye’de bugün 80.000 kişi, 2. 3. ortaklıklarla izleyici sayısı yaklaşık 200.000 kişi. Zeki gençler, elit orta sınıf orta yaş tabaka, okumuş, aşmış hisseden, araştırmaya meraklı, bilgiye erişmekten korkmayan entelektüel veya olmaya aday orta sınıf, artık elinde silah, kadın sürükleyen dizi izlemek istemiyor. İlle de bir şey izlemek isteyen, daha çok entrikanın zekâ kokanı ile senaryosunda yaratıcılığı S01.02’den S03.11’e bağlayan ve ilmek gibi örülmüş -kimine göre dahiyane- Hollywood içeriklerini üstelik parası ile izlemeyi tercih ediyor. Bu şekilde hayatta var olmanın anlamını çözmeye çalışıyor, ve bu puzzle’ı çözmeye çalışırken de kendini daha iyi hissediyor. Bir şikâyeti de yok. Yani taktiksel olarak suni (yapay) bir dinci-muhafazakârın Netflix aboneliği oluşturup, bu aboneliğin şikâyeti üzerinden (1 / 200.000 bu arada), içerik sansürlemeye çalışmak, parası ile dahi insanların özgürlüğünü kısıtlamanın, ilerlemek (ilerlemek derken özgür olmamanın ilerlemenin önündeki en büyük engel olduğunu bildiğim için yazıyorum) isteyen toplumlara nasıl bir faydası olacağını anlamak gerçekten çok zor. Buradan çıkış var mı? Sanmam. Dünya, marsı, robotları, kuantum bilgisayarları, evrenin büyüklüğünü, dış – öte gezegenlerdeki yaşam olasılığını, evrimi, NeuraLink’i, 3. 4. nesil algoritmaları konuşmayı; biz ise, sakız orucu bozar mı ? ‘yı, bayrak ve din karıştırılmış gündem ile muhafazakâr elitlerin vatan elden gidiyor edebiyatlarını konuşuyormuş gibi yapmaya ve bu gündemin oluşturduğu milliyetçi-dinci refleks ile daha da kendi kabuğumuza çekilmeye devam edeceğiz. Umarım böyle olmaz!

Cem Yılmaz iç çekişmelerin ülkeyi mahvetmekte olduğunu, kişi özgürlüklerini kısıtlamanın anlamsızlığını ve binlerce sayfada anlatılacak tüm bu iç sesleri 26 saniyede özetlemiş. Sanat ne mi? İşte bu…

“Bir halkın kendi kendine ettiğini kimse ona yapamaz.”

Ali GÖKALP

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here