ODTÜ’lü Olmak…

0
61

ODTÜ Kültürü diye bir kavram var. Peki, ne denli karşılığı var? Öğrenciyken yaşanan ODTÜ’lülük ile mezuniyet sonrası iş hayatının ODTÜ’lülüleri aynı mı, farklı mı?

2.500.000 kişiye yakın adayın başvurduğu üniversiteye giriş sınavı sonuçlarına göre 30.000’inci sıradan daha geride öğrenci bulmak zordur ODTÜ’de. İlk 50 ‘ye giren öğrencilere rastlayabileceğiniz gibi, ağırlık 1.000’lerdedir. 26.500 öğrencinin eğitim gördüğü bu teknik üniversitede farklı etnik milletten de öğrenciler gelir. 2014 Yılında Time Higher Education (THE) Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda 85. sıraya kadar yükselen ODTÜ, 2019 Yılında sıralamada yer alamamış. Son 5 yılda Türkiye’den tüm üniversitelerin gerilediği sıralamada, 2019 yılında 600-800 bandında yer almıştır. Ural Akbulut Hoca’dan sonra büyük gerileme evresi!

Son giren öğrenci: 30.000. sıra / 2.500.000 = %1,20.

%1,2 demek, okulda IQ 130’ün altında öğrenci bulmak imkânsız anlamına geliyor. 130 ‘ün üstü de Allah kerim, 160, 170… gider. Bu ülkenin IQ ortalaması 89 iken, müthiş bir şey.

Okulu kazandığınızda ya okul içerisindeki yurtlarda veya yakın muhitte öğrenci evinde bir düzen kurabiliyorsunuz. Meşhur stadyumu, çok geniş olan ve magnum marka silaha benzediği söylenen yerleşke planı, 68 kuşağı ile Amerikan karşıtlığı politika ve eylemlere öncülük etmiş öğrenci hareketi mirası sol söylemi, Deniz Gezmiş hikâyeleri, kaliteli eğitimi, efsane sınav dönemleri, herkesin dilinde “Hocam” hitabı, otostop geleneği, ormanları, mezuniyette pankartlı muhalif geçit törenleri ve tabi Eymir Gölü imkânlarıyla 4 yıllık eğitim süresi boyunca, ODTÜ’lü olmanın geniş bir aile olmak anlamına geldiğini en sarsıcı bir şekilde size hissettirecektir. Bu algı mezuniyetten sonra da tüm ODTÜ’lülerde “sormadan mezuniyetini söyleme hastalığı” olarak kendini belli eder. Gurur vericidir çünkü büyüsünden kurtulmak kolay değildir. Ancak söylemek yerine başkasından duyurmak daha akıllıca mı olurdu acaba!

Ülkenin dört bir yanından toplanmış idealist gençler hayallerini gerçekleştirmek için amfilere toplanır. Arkadaşlıklar, dünyaca kabul edilen saygın ve kaliteli bir eğitim ve nihayet sizi olgunlaştıran birkaç aşk da yaşamışsanız, cevher, zıpkın, fişek gibi genç bir mezunsunuz. Artık bu genç taşı sıksa suyu çıkar. Problem ondan kaçma kaçar.

İdealizminizin ilk aşaması neticelendi. Şimdi sıra İş. İş siz misiniz, siz iş misiniz? Teknokent ’te yürüyecek bir fikir geliştirdi iseniz müthişsiniz demektir. Herkes doğru zamanda doğru şeyi düşünebilecek kadar şanslı olamıyor maalesef. İş aramak, iş kurmak, yurt dışına gitmek, yüksek lisans yapmak, yurt dışında yüksek lisans yapmak… Seçenekler fazla. Vereceğiniz karar, hayatınızın kalanını nasıl geçireceğinizi de kısmen belirlemiş olacak. Birçok yerde ODTÜ’lü olmak size fazlasıyla avantaj sağlayacak. Bazen bu avantaj sizi ukala biri yapabilecek, ayaklarınızı yerden kesecek, belki de 2 ODTÜ’lü bir birinizin kuyusunu kazarken bulacasınız kendinizi bir şirkette. “ODTÜ’lü aile” duygusu kendini askıya alacak bir müddet, menfaatlerini sağlama alana kadar! 6 ay sonra bir barda eski lise arkadaşınla buluştuğunda, yine ODTÜ’lü olmanın o inanılmaz hafifliğini, unutulmaz dostluklarını sanki hiçbir şey eksilmemiş gibi anlatacaksın yine, üzülme.

Aslında ODTÜ’de olan kültür her üniversitede az da olsa vardır. Tarihsel ve çok tercih edilen üniversitelerde ise nam salmış olması gayet normaldir. Okulları iyi puanlı kaliteli okul yapan şey ilk önce kentle ilgilidir. Etrafında büyük nüfuslu bir kent, kaliteli eğitim ile birleşince, öğrenciler tercih sıralarında bu okulu öne koyarlar. Öne koydukça, öne koyanlar arasında en iyi puanı alanlar yerleşmeye başlarlar ve öğrenci kalitesi de yükselmeye başlar. Ve bu ikisi birbirini besler. İyi puan almış zeki öğrenciler demek sorgulayabilen bireyler demektir aynı zamanda. Çünkü zeka ve sorgulama yüksek korelasyon özellikleri gösterir. Pakistan’da veya Fransa’da kimsenin adını sanını bilmediği çok yüksek puanla öğrenci almayan bir okuldaki öğrenciler, otoritenin genel geçerliliklerini sorgusuz benimserler. ODTÜ ve benzeri okullar tam da burada ayrılırlar işte. Sorgulayan, araştıran, anne babası ve yakın çevresinden öğrendiği bilgileri bile deneyimleyenler toplanır. Doğru mu? Nasıl doğru? Neden doğru?

Evet, ODTÜ’ye girmek zor, çıkmak zor ve hayat da zor. Elde edebileceklerimizin de bir sınırı yokken, en zoru başarabiliyorken, kim neden dursun ki? ODTÜ kültürünün bizi biz eden ahlak örgüsü, hayata, çevreye, bilime, insana karşı olan sorumluluğumuzu hatırlayan, fark yaratan bir ODTÜ’lü olduğumuzda anlam kazanır. Kontrolsüz bir açgözlülükle, 18 yaşındaki idealist genci unutacak kadar kuralsız fırsat kollayan bir ODTÜ’lü, o bilinci asla almamış, o ormanda bir kızla yürümemiş, kışın 10 arkadaş bir poşetle fizik bölümün önünden kaymamış demektir. Onu saymayın gitsin. Kuşlara, sevdaya, evrene, güzel günlere merhaba diyen ODTÜ’lülere selam olsun…

CafeHBR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here